YENİ KAVRAMSAL ÇERÇEVE 2018 (1.1.2020 itibaren uygulanacak)


Mart 2018’de Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu (IASB) Finansal Raporlamaya İlişkin Kavramsal Çerçevenin revizyonunu tamamlayarak yayımlamıştır. Ülkemizde de KGK tarafından Türkçe tercümesi tamamlanarak 27 Ekim 2018 tarihinde Resmî Gazete ’de yayımlanarak, 01 Ocak 2020 tarihi ve sonrasında başlayan hesap dönemlerinde uygulanmak üzere yürürlüğe girmiştir.


Finansal raporlarda sunulan bilgilerin birincil amacı;

  • Mevcut ve potansiyel yatırımcılar, borç verenler ve diğer kreditörlerin işletmeyi finanse etmek adına alacakları kararlarda,

  • Hissedarların oy haklarını kullanmada ve

  • İşletmenin ekonomik kaynaklarının kullanımını etkileyen yönetimin eylemlerini değerlendirmede faydalı olmalarıdır.

Yeni revize edilmiş kavramsal çerçeve, yönetimin sorumluluğunu değerlendirmek için gerekli bilgilerin neler olduğunu ortaya koymaktadır. Aynı zamanda yeni çerçeve yönetimin sorumluluğunu, işletmenin gelecekteki net nakit akışlarını değerlendirmek için finansal bilgi kullanıcıları (karar alıcılar) tarafından ihtiyaç duyulan bilgilerden ayırmaktadır.

Yeni çerçeve sekiz (8) bölümden ve eklerinden oluşmaktadır.

 

Bölüm 1 – GENEL AMAÇLI FİNANSAL RAPORLAMANIN AMACI


Kavramsal Çerçevenin amacı:


  • Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu (IASB) için standartları geliştirme ve revize etmesi hususunda yardımcı olmak,

  • Belirli bir işleme veya bir olaya hiçbir standart uygulanamadığında ya da bir standartta muhasebe politikası seçimine izin verildiğinde, işletme yönetiminin tutarlı muhasebe politikaları geliştirmesine yardımcı olmak ve

  • Tüm paydaşların standartları anlamasına ve yorumlamasına yardımcı olmak.

TFRS’ler (Standartlar) kavramsal çerçeveden önceliklidir.

Bununla birlikte, yeni TFRS’ler kavramsal çerçeveden ayrılması durumunda, IASB ve/veya KGK standartta varılan sonucun dayanağının nedenlerini açıklayacaktır.


Genel amaçlı finansal raporlamanın amacını göz önünde bulundurduğumuzda, IASB “Yönetimin (idare etme) Sorumluluğu (Stewardship)” kavramını yeniden ele almıştır. Söz konusu değişiklik göreceli olarak küçüktür ve bilindiği üzere yönetimin sorumluluğu yeni bir kavram değildir. Yönetimin sorumluluğunun önemi, mevcut kavramsal çerçevede ve finansal raporlamada doğal olarak yer aldığından, bu ifade zaten mevcut olanı büyük ölçüde güçlendirmektedir.


Finansal bilgi kullanıcılarının değerlendirmeleri neticesinde getiri beklentileri aşağıdaki hususları esas almaktadır:


  • İşletmenin gelecekteki net nakit akışlarının tutarı, zamanı ve belirsizliği,

  • İşletmenin kaynaklarını yönetimin idare etme sorumluluğu.

 

Bölüm 2 – FAYDALI FİNANSAL BİLGİNİN NİTELİKSEL ÖZELLİKLERİ


Kavramsal çerçeve faydalı finansal bilgilerin niteliksel özelliklerini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte aynı zaman söz konusu niteliksel özellikler maliyet kısıtlamalarına (fayda/maliyet) tabidir.


Bu sebeple, bilginin kullanıcılarına sağladığı faydaların, söz konusu bilgileri sağlayan işletme tarafından katlanılan maliyetin gerekli olup olmadığının belirlenmesi önem arz eder.


Kavramsal çerçeve, neyin (?) finansal bilgiyi faydalı yaptığını açıklar.

Yani bilginin ilgili (ihtiyaca uygun) ve finansal bilginin özünü güvenilir bir şekilde (gerçeğe uygun) sunması gerekmektedir.


İhtiyaca uygun (İlgililik) ve Gerçeğe uygun sunum iki temel kavram olarak yeni çerçevede de yerini korumaktadır. Diğer dört destekleyici niteliksel özellikler ise;


  • Zamanında sunum

  • Anlaşılabilirlik

  • Doğrulanabilirlik

  • Karşılaştırılabilirlik


Niteliksel özellikler değişmeden yerinde kalırken, Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu ihtiyatlılık ve özün önceliği kavramlarını açık bir şekilde atıfta bulunmaya karar vermiştir.


İhtiyatlılık, gerçeğe uygun sunum amacı için tarafsızlık ilkesini destekleyen bir kavram olarak sunulmaktadır. Burada ihtiyatlılık, belirsizliğin olduğu koşullarda yargıda bulunurken dikkatli davranılması gerektiği olarak anlaşılmaktadır.


Finansal bilgi kullanıcıları (karar alıcılar) ihtiyatlılık kavramını, yönetimin doğal olan iyimser önyargısını önlemeye yardımcı olması gerektiğini düşündükleri için önemli bulmaktadırlar.


Kavramsal çerçeve, tarafsızlığı ve ihtiyatlılığı kabul ederek, TFRS’lerin geliştirilmesine yönelik tüm kavramsal temelleri içermektedir.

Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu, özün önceliği kavramının gerçeğe uygun sunum ilkesinin ayrı bir bileşeni olmadığı sonucuna varmıştır.


Kurul ayrıca, finansal tablolar gerçek mahiyetinden farklı bir şekilde, yasal formu (hukuki şekli) ile sunulduğunda, gerçeğe uygun sunumun gerçekleşmeyeceğine karar vermiştir.


Söz konusu ifade doğru olmakla birlikte, Kurul, özün önceliği kavramı öneminin güçlendirilmesi gerektiğini belirtmektedir. Bu sebeple de gerçeğe uygun sunumun, hukuki şeklinden ziyade ekonomik olgunun özü hakkında bilgi sağladığını belirten bir ifade kullanmıştır.


TMS 37 Karşılıklar, Koşullu Borçlar ve Koşullu Varlıklar gibi birçok standart asimetrik ihtiyatlılık sistemini uygulamaktadır.

TMS 37’de muhtemel fayda çıkışı bir karşılık olarak kabul edilirken, olası bir fayda girişi varlık olarak aktifleştirilmeyip sadece finansal tablo dipnotlarında açıklanması istenmektedir.

Örneğin aynı davadaki iki taraf yani davalı ve davacı, nakit akışının ki taraf için de aynı olmasına rağmen, finansal tablolarında farklı muhasebeleştireceklerdir.