ÖNEMLİLİK, İHTİYATLILIK, GERÇEĞE UYGUN SUNUM

Kavramsal çerçeve standartların anayasasıdır diyebiliriz. Şahsen tespitim bu kadar önemli olmasına rağmen, özellikle kavramsal çerçevenin okunmadığı ve kavramları tam olarak oturtamamaktan kaynaklı standartları bir türlü içselleştiremediğimiz.


Bu sebeple tüm meslektaşlara kavramsal çerçeveyi en az bir defa hatta belirli aralıklarla tekrar tekrar okumalarını öneriyorum. Malumunuz standartlar alışkın olduğumuz kural bazlı yaklaşımın tersine ilke bazlı yaklaşımı benimsemiş olması sebebiyle dürüst resim ilkesi gereğince gerçeğe uygun sunumda kavramlar çok ama çok önem arz etmektedir.


Gerçeğe uygun sunum demişken; finansal tablolar (nakit akış tablosu hariç) tahakkuk esasına göre hazırlanması ve özellikle çok sayıda sübjektif tahmin barındırmasından dolayı esasen gerçeğe uygunluk derecesi tartışmalıdır.


Gerçeğe uygun sunumda amaç finansal performans ve durumun belirlenmiş şartlar altında olabildiğince gerçeğe yakın bir şekilde sunulmaya çalışılmasıdır. Kabul edilmelidir ki tahmin edilen şart ve faktörlerin farklılaşması neticesinde gerçeklik göreceli olacaktır. Standartların bu noktada ihtiyatlılık kavramını ileri sürmesini “içimizi kış tutalım, yaz çıkarsa bahtımıza” yaklaşımı ile açıklayabiliriz. Elbette önemli olmadığını düşündüğümüz durumlarda çok fazla ihtiyatlı davranmak da gereksiz olacak ve gerçeklikten bizi uzaklaştıran etkene dönüşebilecektir.


Önemlilik kavramı hem muhasebe standartlarında hem de denetim standartlarında karşımıza çıkmaktadır. Önemli bir bilgi veya tutarın eğer yanlış olduğunu düşünüyorsak onun düzeltilmesini isteriz. Önemli değilse düzeltilmezse de olur anlayışı ortaya çıkar. Pek tabi bazı önemsiz yanlışlıklar topluca bir araya geldiğinde önemli hale gelebilmektedir. Böylelikle önemlilik kavramına yaklaşımımız tek başına veya toplu halde olarak iki türlü olmalıdır.


Örneğin; Tekdüzen hesap planına göre bir maddi duran varlığı vergi usul kanunu çerçevesinde muhasebeleştirme ve amortisman ayırma ile TMS/TFRS veya BOBİ-FRS’e göre aktifleştirme ve amortisman ayırma arasında belirli farklar söz konusudur. Zaten bu farklar bizim için önem arz etmektedir. Kısacası tekdüzene göre kaydedilmiş duran varlıkları, finansal raporlama standartlarına göre sunumda ne gibi düzeltmeler yapacağımızı bu farklar bize gösterir.


Nedir bu farklar dediğimiz de ise uygulamada temel olarak önemli ve önemsiz farklar karşımıza çıkar. Elbette TMS/TFRS veya BOBİ-FRS’e göre raporlamada önemsiz farklar önemlilik kavramı gereğince çok da düzeltme gerektirmez diyebiliriz.


Örnek vermek gerekirse, 2018 yılı için direkt olarak gider yazılabilen küçük demirbaş olarak tabir edilen varlıkların sınırı (KDV hariç) 1.000 TL’dir. Ancak muhasebe standartlarında böyle bir sınır bulunmamakta ve her bir duran varlık aktifleştirildikten sonra faydalı ömrü tahmin edilerek amortisman yöntemiyle itfa edilmesi gerekmektedir.  Ancak bahsetmiş olduğum direkt giderleştirilen varlıkların tutarı önemsiz olması sebebiyle genellikle uygulamada giderden çekilip aktifleştirildiği ve faydalı ömrü boyunca amortismana tabi tutulduğu pek görülmemektedir.


Demek ki esas ilgilenmemiz gereken önemli farkları tespit etmek ve bunlar için gerekli düzeltmelerin yapılmasıdır.

430 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Kiraya veren şirketler için muhasebeleştirme büyük ölçüde değişmemiş olup faaliyet kiralaması ile finansal kiralama arasındaki fark bundan dolayı farklı sınıflandırma devam etmektedir. Standarda kiray